Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de yaşayan 25 yaşındaki Esra Işık, acele kamulaştırma ile elinden alınan 679 parsel ve evinin yanı sıra zeytin ağaçları ve Akbelen Ormanı için direnmeye devam ediyor. 31 Mart’ta tutuklanarak İzmir Şakran Cezaevi’ne sevk edilen Işık’ın davasının ilk duruşması dün Milas Adliyesi’nde gerçekleştirildi. 28 gündür tutuklu bulunan İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra için duruşma saatinde adalet nöbeti düzenlendi. Mahkeme, “Görevi yaptırmamak” suçlamasıyla Esra’nın tahliye talebini reddetti ve duruşmayı 1 Haziran’a erteledi. Duruşmada gözyaşlarına boğulan anne Nejla Işık, karar ve kızının kelepçeyle duruşmaya getirilmesine tepki göstererek, “Kızımın suçu ne? 8 saat bu yüzden mi bekledik? Bizim verecek toprağımız yok. Bu işkence bitsin, canımızı alsınlar. İyilik ve saygıyla toprağımızı korumaya çalıştık ama üstümüze geliyorlar. Çocuğum suçlu değil, bileklerindeki kelepçenin çıkarılmasını bir anne olarak rica ediyorum.” şeklinde konuştu.
Esra Işık’ın avukatı Arif Ali Cangı, davanın hukuki yönünü eleştirerek, “Tutuklama kararının hukuki bir temeli yok. Bu durum acele kamulaştırma ile bağlantılı büyük bir sorun. Şimdi amacımız bilirkişi keşiflerinden sonra alınacak karara itiraz etmek ve mücadele etmektir.” dedi.
Esra Işık, duruşma için İzmir Şakran Cezaevi’nden Milas’a yaklaşık 300 km yol kat etti, ancak jandarma aracından kelepçeli olarak indirildi ve tahliye edilmedi. Ayrıca, hakim ve adliye personelinin “müşteki” sıfatıyla dosyada yer alması, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirildi. Milas Adliyesi’nde sadece 8 sandalye bulunması, halkın adalete erişimini engelleyici bir durum olarak eleştirildi.
Doğa savunuculuğu ve yaşam hakkını savunan Esra Işık’ın tutukluluğu, yalnızca Milas’ta değil, Türkiye genelinde büyük yankı uyandırarak sivil toplum kuruluşları, çevre aktivistleri ve hukuk çevrelerinden tepki topladı. Ortak görüş, “doğa savunuculuğu suç değildir” oldu. Tüm gözler şimdi 1 Haziran’da gerçekleşecek duruşmaya çevrildi; çevre savunucuları, hukukçular ve Muğla halkı, bu süreçte adaletin sağlanmasını umuyor.